|| Kopuk GençLik || Zamane GençLerin SanaL Mekanı ||

OOOPS Bİ DAKKA KARDEŞ !


Şimdi Hacı Sen Bu Foruma Zati Üyeysen Sorun Yok,Giriş Yap.

Haa Yok Üye FeLan DeğiLim Üye oLupta Ne İşime Yarıyacak Diyorsan Oku;
Komedi,Arkadaşlık,İyi Vakit,Sanal Bi Aile Hatta Yetim ve Öksüz KardeşLerimize Sanal Ana ve Babada Oluruz Üye oL Yeter...

Sayfayı FaceBook'ta Paylaş
Design By Sahirâne Design ©️
Tıkla Beğen
Erzurum

    Fantastik Edebiyatın Sınır Taşları

    Paylaş
    avatar
    (fog)'(x)
    PatRoN
    PatRoN

    Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok !
    Cinsiyetim Cinsiyetim : Erkek
    Kayıt Tarihim Kayıt Tarihim : 14/01/10
    Yaşım Yaşım : 27
    MemLeketim MemLeketim : Yarimin Yanı
    Mesaj Sayım Mesaj Sayım : 2732

    default Fantastik Edebiyatın Sınır Taşları

    Mesaj tarafından (fog)'(x) Bir Cuma Ocak 22, 2010 1:03 am

    [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]Fantastik edebiyat,
    fantastik sözcüğünün verdiği geniş çağrışımlardan yola çıkılarak,
    gerçekçi edebiyatın hasmı sayılır. Yine sözcüğün taşıdığı geniş
    çağrışımlar, onun, bir edebi türü belirtmek için kullanıldığında
    yaratacağı farklılıkları gözardı etmemize neden olur.


    Fantastik
    sözcüğünün günlük hayatta ifade ettiği "gerçek olmayan her şey";
    bilimkurgudan masallara, ordan hortlak hikâyelerine kadar hayale dair
    her şeyi bu edebi türe mâl etmemize geçit verir. Bu kolaylık, bunca
    ilgi gören bir türün nedense kuramsal ilgiden uzak tutulmasına akla
    yakın bir mazeret olabilir.


    Klasik
    edebiyat öğreniminden gelen Jean-Luc Steinmetz'in "Fantastik Edebiyat"
    adlı yükte hafif, kapsamda ağır çalışması, türün sınırlarını çizebilmek
    için, onu niteleyen sözcüğü etimolojik mercek altına alarak başlıyor.
    Latince bir sıfat olan fantasticum'dan köklenen Yunanca fiil
    phantasein, "görünür kılmak, gibi görünmek" anlamına gelir.
    Aristoteles'te rastlanan phantastiké ise "temelsiz şeyler hayal
    edebilme yeteneği" için kullanılır. Orta çağda sözcük, bir sıfat olan
    fantastique'e dönüşür. 1863 yılında sözlüklere giren fantastik
    edebiyat, şöyle tanımlanır: "Genel olarak söylendiği gibi peri
    masalları, hortlak öyküleri ve özellikle Alman Hoffman'ın itibar
    kazandırdığı, doğaüstünün önemli bir rol oynadığı bir öykü türü".
    Fantastikte çığırından çıkmış bir düş gücü, altüst olmuş bir ruh,
    gerçekliği çiğneyip geçer. İslam uygarlığı ise bu sözcüğü ve onunla
    nitelenen edebiyatı hikâyat-ı hurafiyya (efsane ya da batıl inançtan
    beslenen hikâyeler) diye adlandırır.


    Steinmetz
    işe, masallarla fantastik edebiyatı ayırt ederek başlar. Masallar, eski
    bir uzlaşmayla belirlenmiş olağanüstünün anlatılarıdır; fantastikte ise
    böyle bir uzlaşma söz konusu değildir. Fantastik edebiyat, masallardan
    farklı olarak olağanüstüyü olduğu gibi kabul etmez; olağanüstüyü
    kuşatmaya ve hatta onu sebeplendirmeye çalışır. Çünkü zımni olarak
    savunucusu olduğu mantık için, uzlaşmaya varılmış bir olağanüstü
    "skandal" demektir. Zihnin yerinden ayrılıp başka bir alana geçmesini
    gerektiren masalların aksine fantastik edebiyat; gizemi gerçek yaşamın
    burnunun dibine getirir.


    Steinmetz,
    bilim-kurgunun da fantastiğe dahil edilmesine çekimser yaklaşır.
    Fantastikten temellendiği su götürmezse de bilim-kurgu, fantastik gibi,
    olağanüstünün sınavlarından geçirilen bireyin dönüşümünü değil; uzam ve
    zamanın dönüşümünü asıl alır. Fantastiğin yüzü ne denli geçmişe dönükse
    bilim-kurgunun da o kadar geleceğe dönüktür. Fantastik kaygı verici
    tuhaflıklar ararken bilim-kurgu, geleceğin aydınlık görünümlerini arar.
    Bilim-kurgu fantastiğin aksine, ilerlemeci bir ideolojiyle şekillenen
    ahlakçı bir içeriğe sahiptir.


    Yaratıklar ormanında seyahat

    Fantastik
    edebiyat her insanın içinde yatan dehşet ve kaygıları tetikler, okuru
    korkuyla oynanan bir oyuna davet eder. Bunu yaparken de en eski hayali
    yaratıkları ortaya sürer; hortlaklar, vampirler gibi. "Varlıklar ve
    Biçimler" bölümünde kısaca örneklenen bu cins yaratıklar, ironik olarak
    gerçekçi edebiyatın fantastikle ilişkisine dair ipuçları taşır.
    Hortlaklar, anlatılan hikâyeden bir kişiye tebelleş olur; Steinmetz'in
    örnek verdiği atasözündeki gibi "söyle bana sana neyin tebelleş
    olduğunu, söyleyeyim sana kim olduğunu". Hortlak, tebelleş oldukları
    kişinin saklamak, bastırmak istediği bir gerçekliğe tutulan aynadır.
    Dostoyevski'nin romanlarında eski bir günah, bastırılan bir fikir,
    hortlağımsı bir cismaniyet kazanarak kahramana tebelleş olur (Suç ve
    Ceza'da Svidrigaylov'a tebelleş olan küçük kız hayaleti, Karamazof
    Kardeşler'de Batılı bir züppe kılığına giren şeytan fikri vs).
    Fantastik edebiyatın kült imgelerinden "ikiz" de Dostoyevski'nin sıkça
    kullandığı bir figürdür. Freud'un alter-ego diye açıkladığı "ikiz"
    düşüncesi, kişiliği çeşitli sebeplerle bölünmüş insanoğlunun kendi
    gerçekliğinin bir parçasıdır ve fantastik edebiyatta kaygı verici bir
    öğe olarak kullanılırken 19. yy Rus edebiyatında mizahi bir görünüm de
    kazanır.


    Fantastik
    edebiyatın temsilcilerine kısa bir bakış attığı bölümde Steinmetz,
    Hoffman'ı tanımlarken "akılsızlık yapma hakkını savunan ve akılsız
    davranışlardan geri durmayan" ifadesini kullanır. Hoffmanesk
    kahramanlar "değişimlerin elinde oyuncaktır". Bu tanım, bize başta
    Yeraltından Notlar'ın kahramanı olmak üzere Dostoyevskien karakterlerin
    de anahtarını verir. (Ki fantastik edebiyatın kurucusu sayılan
    Hoffman'ın, genç Dostoyevki'nin zihnini ve muhayyilesini uzun yıllar
    meşgul ettiği de akılda tutulmalıdır.)


    Gerçekçiliğin
    anıtsal yazarlarından Balzac'ı fantastik edebiyatın temsilcileri
    arasında görmek, bu iki türün hasımlığına inananlar için şaşırtıcı
    olacaktır. İnsanlık Komedyası'nın yazarının, takma isimlerle yazdığı
    ilk romanları kuşkusuz fantastiktir. Balzac imzasını kullandığı ve
    tarihsel birer inceleme kabul edilen asıl romanlarıysa türden izler
    hatta doğrudan göndermeler taşır. Fantastiğin geleneksel kahramanı,
    şeytanla anlaşma yapan Melmoth, onun kaleminde Uzlaşmış Melmoth'a
    dönüşür. Yüz Yaşındaki Adam, bir vampiri konu alır. Tılsımlı Deri, her
    isteği yerine getiren, ancak yerine gelen her isteğe karşın ömrün
    birkaç yılını alan gizemli bir deri parçasını konu alır. Hoffman'ın bir
    karakterini yeniden yorumladığı Mahvolmuş Şaheser'de gerçekliğin
    düzenini bozacak kadar cüretkarlaşan iradenin trajedisini inceler.


    Kuşkuyu
    sürekli canlı tutmanın ustası Mérimée ise hayran olduğu Puşkin ve
    Gogol'den kimi temaları fantastiğe aktarır. Edgar Allen Poe da
    fantastiği polisiyeye doğru çekiştirir. Poe'nun fantastiği, düşlerden
    değil, aşırı marazi bir dikkat ve duyarlılıktan, dehşetin bilediği
    bilincin katlanmış gücünden doğar. Doğalcı bir yazar olan Maupassant
    ise deliliğe, akıl hastanelerine duyduğu ilgiyi giderek fantastik
    sularda hikâyelemeye başlar. Maupassant, doğalcı, günlük hayatın
    resmedildiği bir edebiyatın nasıl sarsmadan fantastik edebiyata
    kayabileceğinin çarpıcı bir örneğini verir.


    Freud
    "Tekinsizlik" adlı uzun makalesini Hoffman'ın bir hikâyesiyle başlatır.
    Fantastik edebiyat olağandışından bahsedeceğini söyleyerek gerçek
    insanın bilinçaltına ittiği kaygılarını didikler. Gerçekle ilişkisi
    bilincin bilinçaltıyla ilişkisi kadar dolaylı ve süreklidir. Tek tek
    insanların bilinçaltını değişik biçimlerle önümüze sunmakla kalmaz,
    toplumsal ve tarihsel bir bilinçaltını da gündemde tutar. Steinmetz,
    Fransız fantastikçilere ayırdığı bölümü bitirirken şöyle der:
    "Modernitede geçici olan edebi olanla birlikte bulunur. Olağandışılık
    bazen onların rastlaşmalarının işaretidir".

      Forum Saati C.tesi Kas. 18, 2017 6:48 am