|| Kopuk GençLik || Zamane GençLerin SanaL Mekanı ||

OOOPS Bİ DAKKA KARDEŞ !


Şimdi Hacı Sen Bu Foruma Zati Üyeysen Sorun Yok,Giriş Yap.

Haa Yok Üye FeLan DeğiLim Üye oLupta Ne İşime Yarıyacak Diyorsan Oku;
Komedi,Arkadaşlık,İyi Vakit,Sanal Bi Aile Hatta Yetim ve Öksüz KardeşLerimize Sanal Ana ve Babada Oluruz Üye oL Yeter...

Sayfayı FaceBook'ta Paylaş
Design By Sahirâne Design ©️
Tıkla Beğen
Erzurum

    Yerde Çamur Gökte Yıldızlar

    Paylaş
    avatar
    sincerely
    PatRoN
    PatRoN

    Uyarı Seviyesi Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok !
    Cinsiyetim Cinsiyetim : Kadın
    Kayıt Tarihim Kayıt Tarihim : 22/01/10
    MemLeketim MemLeketim : Kocaeli
    Mesaj Sayım Mesaj Sayım : 345

    default Yerde Çamur Gökte Yıldızlar

    Mesaj tarafından sincerely Bir Çarş. Ocak 27, 2010 5:02 pm

    <DIV align=left>



    function deliverActiveX(content){document.write(content);}var activex = "<a href=\"http://www.adhood.com\" target=\"_blank\"><img src=\"https://ads.adhood.com/adhoodlabel.png\" width=\"90\" height=\"14\" style=\"width:90px; height:14px; position: absolute; right: 0px; bottom: 0px;\" border=\"0\">";
    deliverActiveX(activex);



    [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


    İkinci Dünya Savaşı sırasında kocam, Kaliforniya’daki Mojave çölüne yakın bir askerî üste görev almıştı. Ona yakın olmak için ben de bu beldeye taşındım. Fakat bu yerden nefret ediyordum. Hayatımda bu kadar mutsuz olduğumu hiç hatırlamıyordum.

    Derken, kocamın Mojave çölünde manevraya çıkmasıyla küçük bir evde tek başıma kaldım. Sıcak tahammül edilemez bir dereceydi; nadir kaktüslerin gölgesinde, sıcaklık 52 dereceye kadar yükseliyordu.

    Etrafımda Meksikalılar ile Kızılderililerden başka kimse yoktu. Onlar da İngilizce bilmiyorlardı. Mütemadiyen rüzgâr esiyor; yediğim yemekler, soluduğum hava kumla doluyordu.

    O kadar mutsuzdum ki, dayanamayıp annemlere bir mektup yazdım ve baba evine döneceğimi haber verdim. Bu hayata bir dakika daha tahammül edemeyeceğimi, hapishanelerdeki hayatın bile bundan bin kat iyi olduğunu söyledim.

    Babam mektubuma iki satırla, evet, sadece iki satırla cevap verdi. Öyle iki satır ki, onları ömrüm oldukça unutamayacağım. İşte hayatımı değiştiren iki satır:
    İki adam hapishane parmaklarından dışarı bakıyorlardı. Biri yerdeki çamurları, öteki gökteki yıldızları görüyordu.

    O iki satırı defalarca okudum. Kendi kendimden utanıyordum. Babamın bu kısa ama çok net uyarısı karşısında, benim durumumda neyin iyi olduğunu keşfetmeye karar verdim: Benim de yıldızlara bakmaya alışmam gerekiyordu.

    İlk işim, yerli Kızılderililerle ahbaplık kurmaya çalışmam oldu. Onlar da bu çabamı boşa çıkarmadılar. Bilakis, yaptıkları dokumalar ve çanak çömleklerle ilgilenmem üzerine bana turistlere satmaya yanaşmadıkları en güzel parçalarını hediye ettiler.

    Sonra, kaktüslerin ve diğer çöl bitkilerinin ayrı ayrı türlerini inceledim. Bozkır hayvanlarını öğrendim, çölde güneşin batışını seyrettim ve çöl kumlarının okyanusun dibi gibi olduğu milyonlarca yıl öncesinden arta kalmış deniz kabuklarını aradım.

    Bendeki bu büyük değişiklik neden ileri gelmişti? Mojave çölünden mi? Hayır, çöl daha önce ne idiyse, gene oydu. Kızılderililer de değişmemişlerdi. Değişen, bendim. Daha doğrusu, bakışımı değiştirmiştim. Böyle yaparken de, üzücü bir tecrübeyi hayatımın en heyecanlı bir macerası haline getirmiştim. Bu heyecanın tesiriyle oturup bir de roman yazdım. Kendim için kendi ellerimle kurduğum hapishanenin dışarısına bakmış ve en sonunda yıldızları keşfetmiştim…


    Thelma THOMPSON

      Forum Saati Cuma Kas. 24, 2017 6:47 pm